İŞE İADE DAVASI YÖNÜNDEN ARABULUCULUK

GönderildiDeger17/04/20200 Yorum

 

 

 

İŞ AKDİNİN FESHİ ESNASINDA - İŞE İADE KONUSUNDA - İHTİYARİ ARABULUCULUK ANLAŞMASI YAPILMASI MÜMKÜNDÜR

 

 

İşçi ve işveren  , işe iade davası açılmayacağı konusunda ihtiyari arabulucuk anlaşması yapabilirler.

 

Arabulucu da ; "elindeki bilgiler itibarıyla her türlü iletişim vasıtasını kullanarak görevlendirme konusunda tarafları bilgilendirir ve ilk toplantıya tarafları ve varsa avukatlarını birlikte davet eder.” düzenlemesi gereği taraflarla mümkünse aynı ortamda fiziken , mümkün değil ise de elektronik sistemler üzerinden görüntülü iletişim kurmak suretiyle arabuluculuk görüşme tutanağı düzenleyebilir.

 

İşe iade davalarında zorunlu arabuluculuk sürecinin olması, tarafların ihtilaf öncesinde ihtiyari olarak arabulucuya gitmelerine engel değildir.  

 

 

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ  6. HUKUK DAİRESİ 04.02.2020 tarih 2019/4092 Esas 2020/304 Karar sayılı ilamı aşağıda emsal olarak sunulmuştur 

 

Davalı işveren istinaf dilekçesinde özetle, davacı ile ihtiyari arabuluculuk sürecinin yürütüldüğünü, hak ettiğinden fazla para ödendiğini, arabuluculuk sürecinin işe iade davası açılamayacağı konusunda da tarafların anlaşması sebebiyle sona ermesi sebebiyle işe iade davası açamayacağını beyan ederek mahkemenin kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

 

Taraflar arasında iş sözleşmesinin feshinin geçerli nedene dayanıp dayanmadığı ve arabuluculuk konularında uyuşmazlık bulunmaktadır.

 

Davacının iş akdinin feshedildiği gün, resmi arabulucu siciline kayıtlı arabulucu tarafından yönetilen ihtiyarı arabuluculuk görüşmesi sonrasında davacının ibraname ile 62.318,79 TL net kıdem ve ihbar tazminatı, yıllık izin ve fazla mesai alacağı ödeneceğini kabul ettikleri; yapılan ihtiyari arabuluculuk görüşmesi sonrasında davacının banka hesabına 80.000,00 TL net tutarın yatırıldığı sabittir. Davacının yasal alacaklarının yanı sıra 17.687,21 TL net ek ödeme yapıldığı, bu tutarın davacının 4 aylık net ücret tutarının üstünde olduğu görülmüştür. Davacı, dava dilekçesinde ihtiyari arabuluculuk sürecinden hiç bahsetmemiş, iradesinin fesada uğratıldığını da ileri sürmemiştir. Ön inceleme duruşmasında alınan beyanında davacı vekilinin “arabuluculuk görüşmesi davalı işyerinde ihtiyari arabulucunun fiziken bulunmadığı bir ortamda hiçbir şekilde görüşme gerçekleşmeden imzalatılmıştır, müvekkilin imzaladığı tutanağın fotoğraflanmasına da izin verilmemiştir, arabuluculuk tarafından tutanak bilahare imzalanarak gönderilmiştir” dediği, irade fesadını ileri sürmediği anlaşılmıştır.

 

İşe iade davalarında zorunlu arabuluculuk sürecinin olması, tarafların ihtiyari olarak arabulucuya gitmelerine engel değildir. Bu nedenle dosyada yapılan ihtiyari arabuluculuk süreci yasal olarak mümkündür.

 

Arabuluculuk sürecinde Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliğinin “Dava şartı olarak arabuluculukta arabulucunun görevlendirilmesi” Madde 24/3 bendine göre ”Elindeki bilgiler itibarıyla her türlü iletişim vasıtasını kullanarak görevlendirme konusunda tarafları bilgilendirir ve ilk toplantıya tarafları ve varsa avukatlarını birlikte davet eder.” düzenlemesi gereği arabulucunun taraflarla elektronik sistemler üzerinden görüntülü iletişim kurmasının önünde yasal bir engel bulunmadığı anlaşılmıştır.

 

Arabuluculuk görüşmesi tutanağına göre “Taraflar O. K.'ın, "S... A.Ş."nin, kanuna, bireysel iş sözleşmesine dayanan hiçbir isim ve nam altında alacağı kalmadığı, geçmişe dönük maddi ve manevi haklar ve işe iade davası dahil olmak üzere herhangi bir hak talebinde bulunmayacağı hususunda anlaşmışlardır.” içerikli beyanlarıyla davacı, fesihten sonra işe iade davası açmayacağını da beyan ederek tutanağın altını imzalamakla, bu husus arabuluculuk sürecinde anlaşma ile sonuçlandırıldığı için Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/5 maddesi hükmüne göre, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılması hâlinde, üzerinde anlaşılan hususlar hakkında taraflarca dava açılamaz. Bu nedenle davacının açmış olduğu işe iade davasının reddi gerekirken kabulü hatalı olmuştur.